Bu arada grup, yaz günlerinde birlikte oldukları arkadaşların katılımı ile İstanbul'da da genişleyip daralabilen (Akordiyon gibi), bir ekip ile çalışmalarını sürdürmeye başlamış özellikle de sakallı ve güzel gitar çalıp şarkı söyleyen bir genç olan Ömür ile sürekli beraber çalmaya başlamıştır.
![]()
Metroda çalmak gruba bir miktar da olsa tanınma olanağını vermiştir. Ünlü ve tanınmış olmak gibi kaygıları olmayan grup bu arada bir TV bir de radyo programında yer almış, amatörlüklerini olanca açıklığı ile sergileme olanağına kavuşmuşlardır.Bu tanınmışlık sayesinde çeşitli sıradan ve de sıradışı tekliflerle karşılaşıp bunlardan yalnızca sıradışı olanları değerlendirmeye çalışmışlardır. Bunlar Bir Tiyatro oyunu açılışı,bir okulda öğle yemeği müziği, bir başka okulda yılbaşı partisi, dernek yararına sokakta bir açılış, dondurucu soğukta Galata kulesi önünde bir şenlik, bir deri ve aksesuar fuarında orta müziği, sahnedeki müzisyelerin seyircilerden daha kalabalık olduğu bir sanat evi konseri, bazı okul konserleri ve bir bankanın yemekhanesinde öğle menüsünde keltik ezgiler gibi etkinlikler olmuştur.
Bu etkinlikler sırasında ve 2003 yazında biriktirilen kayıtlardan seçtikleri bir dizi şarkıyı Olimpos 2003 adlı bir derlemede topladılar.
Bu arada Metroda ikinci kez çalmaya başlayan grup aynı zamanda Cihangir'in şirin kafelerinden biri olan Kahve 6'da her cuma düzenli olarak karın tokluğu, güzel arkadaşlıklar ve müzik sevgisi adına çalmaya başladı.
Bu şen şakrak ortam gruba sanki kendi evlerinin bahçesindeymişler gibi müzik yapma olanağı tanımıştır. Çevreye yayılan amatör elektrik dinleyicilerde "eve gidip anneannemin mandolinini akort etsem mi acaba" ya da "şu flütleri bende bal gibi üfleyebilirim" gibisinden duygulanmalara neden olmuş ve grup amatör, katılımcı ve meraklı bir arkadaşlık ortamında geleceğe daha bir umutla bakmaya başlamıştır.